Mehmet, sadece küçük bir çanta ve büyük bir umutla memleketini terk etti. Daha iyi bir hayat umuduyla Türkiye’ye gelmek istiyordu; Türkiye’yi güvenli ve fırsatlarla dolu bir yer olarak hayal ediyordu. Ancak yolculuk uzun ve zordu. Günlerce yürüyerek sınırları geçti, dışarıda uyudu ve yemek için yabancıların yardımına muhtaç oldu.
Nihayet Türk sahiline ulaştığında Mehmet büyük bir rahatlama hissetti. Fakat acı dolu yolculuk burada bitmedi. Diğer göçmenlerle birlikte kalabalık bir barınakta yaşadı ve belgelerinin onaylanmasını bekledi. Her gün belirsizlikle doluydu. Ailesi için endişelendi ve geri gönderilmekten korkuyordu.
Dil engeli işleri daha da zorlaştırıyordu. Ekmek almak ya da yol sormak gibi basit işler bile stresli hâle geliyordu. Bazı insanlar yardımsever davranıyor, ona kelimeler öğretiyor ve tavsiyeler veriyordu. Diğerleri ise şüpheyle bakıyor, onun kendini yabancı hissetmesine neden oluyordu.
Mehmet çalışmak ve topluma katkı sağlamak istiyordu, ama yasal belgeleri olmadan bu imkânsızdı. Zaman yavaş geçiyor ve beklemenin ağırlığı artıyordu. Geceler korku dolu, ama aynı zamanda ait olabileceği bir gelecek hayalleriyle doluydu.
Mehmet gibi göçmenler görünmez yaralar taşır — yalnızlık, korku ve umut bir arada. Hikâyeleri, her yüzün arkasında cesaret, fedakârlık ve hayatta kalma dolu bir yolculuk olduğunu hatırlatır.
Yeni Kelimeler
- Barınak: güvenli bir kalma yeri
- Şüphe: birine duyulan güven eksikliği
- Engel: ilerlemeyi zorlaştıran şey
- Katkı sağlamak: değerli bir şey vermek veya eklemek
- Fedakârlık: daha büyük bir iyilik için önemli bir şeyden vazgeçmek

Leave a comment